Hoşgeldiniz Bugün 09 05 2021
.

Ne De Olsa TSO Odası Hepimizin Odası…

Bu hafta ki köşe yazımda değineceğim konuyu biraz gecikmiş olarak ele alıyorum. Daha önceleri yazmam gerekiyordu aslında. Ancak yazımı haftalık hazırladığımdan ve farklı nedenler araya girmiş olduğundan biraz gecikmiş oldu. Konuyu ele almam gecikmiş de olsa bizim açıdan güncelliğini koruyan bir olaydı.
Gelelim konumuza…
21 Mart 2015 tarihinde yapmış olduğumuz 10.Dönem Olağan Genel Kurul Toplantısında Türkiye Sakatlar Derneği Malatya Şubesinin fesih edilmesine dair karar almıştık.
Türkiye Sakatlar Derneği Malatya Şubesi Başkanı olarak 23 Mart 2015 tarihinde yapmış olduğum son basın toplantısında 21 yıllık mücadele sonucunda fesih kararını vermemize neden olan olayları kısaca ana hatlarıyla kamuoyuna açıklamıştım.
Kısaca ana hatlarıyla açıkladığımız olaylar buzdağının görünen yüzüydü aslında… Görünmeyen kısmını dile getirmedik…
Yapmış olduğum açıklamanın gerek il içi gerekse de il dışında binlerce insan tarafından gazeteler ile Tv’lerde ki haberlerden izlendiği sosyal paylaşım sitelerinde yapılan yorumlardan, sokaklarda ve yollarda karşılaştığım insanların konuşmalarından anlaşılıyordu.
Bunların arasında almış olduğumuz karara çoğunlukla (ki bu oran % 95 gibidir) üzülenler olduğu gibi çok azda olsa sevinenlerin de olduğunu biliyoruz.
Açıklamamda değindiğim konulara katılmayan ve hak vermeyen yok gibiydi…
Yüzlerce insan gerek beni telefonla arayarak gerek sosyal paylaşım sitelerinde ve gerekse de yolda durdurarak “Yıllardır engellilerin sesi oldunuz, onların sorunlarını en doğru ve güzel bir şekilde dile getirdiniz, hiç yalan yanlış konuşmadınız, bu konuda emeğiniz büyük ve çok hakkınız geçti, siz hakkınızı helal edin bizlere” dediler.
Bu sözleri hiç tanımadığım ve konuşmadığım her türlü görüşteki insanlardan duymak benim için onur verici bir olaydı.
Açıklamamda değindiğim konularda ki mesajı üzerlerine alması gerekenler almıştı.
Bunu aldığımız birçok duyumlardan ve haberlerden anlıyorduk.
Bu haberlerden birini 28 Mart 2015 tarihinde “Uyumuyoruz, Uyarıyoruz” sloganıyla yapmış olduğumuz oturma eyleminde öğrenmiş oldum.
23 Mart 2015 tarihinde yapmış olduğum son basın toplantısında “Engellilerle ilgili en ufak bir çalışması dahi olmayan ve yapmaktan aciz olan önemli bir STK konumda ki Ticaret ve Sanayi Odası tarafından bizlere biçilen değer 200 TL sı olmuş ve dilenci yerine konulmuşturuz. Bu STK’mızın engellilerle ilgili yaptığı sosyal sorumluluk çalışması varda bizler mi bilmiyoruz, eğer böyle ise hangi sosyal sorumluluk çalışması olduğunu açıklarlarsa özür dilemesini de biliriz.” demiştim.
Aldığım haberde bu sözlerime oda başkanımız çok üzülmüş ve haberi aldığım kişiye “Ali Haydar ile konuşup ayarlarsan bir yemekte buluşalım ve konuşalım” gibi demiş. Duyunca şaşırdım ve güldüm.
Haberi anlatan arkadaşa “Tamam kabul edeceğim ama bir tek şartım var onu kabul ederlerse seve seve yemekte buluşuruz” dedim ve şartımı açıkladım.
“Yemeği ben karşılayacağım ve benim davetlim olacaklar. Ayrıca TSO’nun yeni binasından ve tefrişat alımlarından dolayı borçlu olduklarını söylemişti. Bunun içinde bana Ali Haydar Koyun adına 200 TL’lık bağış makbuzu kesip getirirlerse kabul edeceğim” dedim.
Belki bu yazıyı okurken bazılarınız kendin duymadığın sözlere nasıl inanırsın, önyargılı olma, haberi getiren kişi güvenilir mi falan diyebilirsiniz.
Evet, sizlere hak veriyorum. Ben öyle kendi kulağımla duymadan her söze kolay kolay inanacak biri değilim. Ancak haberi anlatan arkadaşım tam başından beri bu konuyu bilen ve vakıf olan basın camiasında çalışan bir kişiydi. Haliyle sözlerine gözü kapalı inandığım ve değer verdiğim bir arkadaştı.
Bu konuşmadan sonra belki bu arkadaş konuşmayı ve sözümü yoğunluktan dolayı iletememiş olabilir. Bu vesileyle buradan bir kez daha şartımı ve davetimi yenilemiş olalım.
Davetimi kabul edip gelirlerse sevinirim. Hem bu sayede borçlu olduğunu söyledikleri odamıza çam sakızı çoban armağanı katkımızı da sunmuş oluruz. Ne de olsa TSO odası hepimizin odasıdır. Bir Malatyalı olarak Ticaret ve Sanayi Odasına sahip çıkmamız gerekiyor.


Yorum Yap