Hoşgeldiniz Bugün 18 05 2021
.

“Ben Ölürsem, Engelli Çocuğuma Kim Bakacak?”

1 Nisan 2015 tarihinde yazılı ve görsel medyada okuduğum bir haber beni derinden etkiledi…
Haberde geçen olay Adana’nın Merkez Seyhan İlçesi Levent Mahallesi’nde yaşanmış…
78 yaşındaki Gezer Şahbaz adlı anne ile zihinsel engelli 48 yaşındaki kızı Hayriye Şahbaz aynı anda kalp krizi geçirerek ölmüştü…
Aynı evin içinde farklı odalarda birkaç saniye arayla ölen anne ile kızının cenazeleri yan yana toprağa verilmiş…
Anne Gezer Şahbaz, geçen yıl kalp yetmezliği nedeniyle ameliyat olmuş ve birlikte yaşayarak baktığı zihinsel engelli olan kızı Hayriye Şahbaz da aynı dönemde kalp kapakçığındaki rahatsızlığı nedeniyle hastanede tedavi görmüş…
Anne Gezer Şahbaz, kızının da hastalanması ve zihinsel engelli olması nedeniyle sürekli “Allah’ım kızımı bensiz bırakma benim canımı kızımla birlikte al” diye dua ederek oruç tutmaya başlamış…
Ameliyattan bir süre sonra anne Gezer Şahbaz ilerleyen yaşı ve hastalığına bağlı olarak yatağa düşünce diğer bir kızı Songül Geçer eve gelerek hem annesine hem de engelli kardeşine bakmak istemiş…
30 Mart’ta Songül Geçer, ev işlerini yaparken annesinin hareketsiz halde olduğunu görünce sağlık ekiplerine haber veriyor…
Eve gelen 112 Acil Servis ekiplerinin yaptığı kontrolde anne ile kızının aynı zamanda hayatlarını kaybettiği belirlenmiş. Aile bunun üzerine defin işlemlerini başlatarak anne kızı yan yana toprağa vermiş.
Olayı yaşayan Songül Geçer, “Annemin yanına geldim annem tavana bakıyordu artık Hakk’ın rahmetine kavuşuyordu. Bu arada yan taraftaki odadan ses geldi buraya geldiğimde kız kardeşim de hayatını kaybetmişti. Benim odadan buraya gelmem 1 saniye sürmedi. Annem ve kız kardeşim aynı anda değil aynı saniyede hayatını kaybetti. Bu bir mucize” diyerek açıklamış…
Hayatını kaybeden bu çilekeş anneye ve kaderdaşımız kardeşimize Allahtan rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun…
Zihinsel engelli kızı Hayriye Şahbaz ile birkaç saniye arayla vefat eden anne Gezer Şahbaz’ın ettiği duayı Türkiye’de yaşayan ağır konumdaki tüm engelli çocuk sahibi olan anneler de etmektedir.
Engelli biri olarak yıllardır tanıdığım 20 bine yakın engelli ve engelli ailesinin çoğundan özellikle de ağır konumda olanlardan bu sözlerin birebir aynısını duydum…
“Allah’ım çocuğumu benden önce al. Benden geriye bırakma. Kimseye muhtaç etme. Önce onun canını al, ondan sonra benim canımı al.” diyerek dua ederler.
Ağır konumdaki engelli çocuğu olan annelerden sürekli duyduğum sözün gerçekleştiğini ise ilk defa görüyor olmak beni derinden etkiledi…
Eminim bu olayı duyan, okuyan ve izleyen anneler “Allah’ım bizim de dualarımızı kabul et, çocuğumuzu bizden geriye bırakma, kimseye muhtaç etme” demişlerdir.
Bu şekilde dua eden annelerin olması ve olduğunu bilmek ne kadar büyük acı bir olay…
Ve bunu bilerek çözüm üretememenin verdiği çaresizlik duygusu yaşamak daha da büyük bir acı…
Çilekeş anneler bilir ki kendi ölümlerinden sonra geride kalacak olan engelli çocukları daha çok mağdur olacaktır…
Bu nedenledir Allah’a dua ederek çocuklarının canını kendilerinden önce almasını isterler…
21 yıllık TSD Malatya Şubesi Başkanlığı görevim esnasında ilimizde de bu duygular içerisinde çaresizlik yaşayan yüzlerce aile tanıdım…
Derneğe gelen tüm aileleri dinleyerek üzüntülerini ve acılarını paylaşmaya çalıştım.
Onları dinlemekten başka yapabileceğim bir şey yoktu.
Eminim benim annemde, benim ailemde aynı duyguları yaşıyor ve taşıyor…
Peki, bu annelerin böyle acı çekmesine ve Allah’a dua ederek çocuklarının kendilerinden ölmesini istemelerinin çözümü yok mu dersiniz?
Bunun çözümü var…
Çözümü gerçek bir sosyal devlet olmaktan geçer…
Eğitimli, kültürlü, bilinçli ve duyarlı bir toplum olmaktan geçer…
Sadece ve sadece evde bakım ödemeleriyle, sayıları bile yetersiz olan ve denetimini dahi sağlıklı yapamadığınız özel veya kamuya ait özel bakım merkezleriyle buna çözüm getiremezsiniz…
Saygılarımla


Yorum Yap